advocate Turki

pengucapan
f. savunmak, müdafaa etmek, desteklemek
i. avukat, savunucu, yandaş, taraftar

Contoh kalimat

He advocated the reduction of taxes.
Vergilerin azaltılmasını savundu.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
He advocates a revision of the rules.
Kuralların bir revizyonunu savunuyor.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
She advocated equal rights for women.
Kadınlar için eşit hakları savundu.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
He advocated abolishing class distinctions.
O sınıf ayrımlarının ortadan kaldırılmasını savundu.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
Nicholas isn't very good at playing the devil's advocate.
Nicholas şeytanın avukatını oynamada çok iyi değildir.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
The trial of a case is a three-legged stool - a judge and two advocates.
Warren E. Burger
Bir davanın duruşması üç bacaklı tabure gibidir-bir hakim ve iki avukat
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
I do advocate it most earnestly.
Bunu kesinlikle en ciddi biçimde desteklerim.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
Tom isn't very good at playing the devil's advocate.
Tom şeytanın avukatını oynamada çok iyi değildir.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
Tom played the role of devil's advocate at the brainstorming meeting.
Tom, beyin fırtınası toplantısında şeytanın avukatı rolünü oynadı.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
He advocated reduction of taxes.
O, vergilerin azaltılmasını savundu.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!



dictionary extension
© dictionarist.com