enthusiasm Turki

pengucapan
i. gayret, heyecan, şevk, heves, coşku, istek, coşkunluk, hayranlık

Contoh kalimat

Nicholas doesn't share Mary's enthusiasm.
Nicholas Mary'nin çoşkusunu anlamıyor.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
Nicholas doesn't share your enthusiasm.
Nicholas senin coşkunu paylaşmaz.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
She played the piano with enthusiasm.
Piyanoyu coşkuyla çaldı.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
It was then that he came into my office, his fat little face shining with enthusiasm, and told me his unusual plans for the silver anniversary.
İşte ozamanlar büroma geldi. Küçük yuvarlak yüzü hevesle parlıyordu ve bana gümüş yıldönümü için alışılmamış planını anlattı.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
Enthusiasm is contagious.
Coşku bulaşıcıdır.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
He has great enthusiasm.
Onun büyük bir coşkusu vardır.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
He was listened to with enthusiasm.
O coşku ile dinlendi.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
He wasn't exactly overflowing with enthusiasm.
O tam olarak coşku nedeniyle taşan biri değildi.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
I appreciate your enthusiasm.
Ben coşkunu takdir ediyorum.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
Tom doesn't share Mary's enthusiasm.
Tom Mary'nin çoşkusunu anlamıyor.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!



dictionary extension
© dictionarist.com