feast Turki

pengucapan
f. ziyafet vermek, ağırlamak, eğlendirmek, ziyafet çekmek, doya doya yapmak, tadını çıkarmak, zevk almak, haz almak
i. bayram, yortu, festival, şölen, ziyafet

Contoh kalimat

We had a feast on Thanksgiving day.
Şükran Günü’nde kendimize bir ziyafet çektik.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
There will be feasts and parties in celebration of their marriage.
Düğün kutlamalarında ziyafetler ve kutlamalar olacak.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
The exhibition was truely a feast for the eyes.
Sergi tam bir gözlerimize tam bir ziyafet çekti.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
What better occasion than the feast to announce the new prime minister?
Yeni başbakanı açıklamak için bu yemekten daha iyi bir vesile olabilir mi?
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
- At harvest time, the people celebrated with a feast and dancing.
- Hasat zamanını, insanlar şölenle ve dansederek kutladılar.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
I needed to attend to many jobs before the evening feast began.
Akşam ziyafeti başlamadan önce birçok isle ilgilenmem gerekti.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
Feast your eyes on these jewels.
Şu elmaslarla gözünü gönlünü doyur.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
A feast like this is fit for a king!
Krallara layık bir şölen!
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
During the feast of Hanukkah it is customary to play with a four sided dreidel.
Hanuka bayramı sırasında dört taraflı dönen top ile oynamak gelenekseldir.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
Feast all night and sleep all day.
Bütün gece ye iç ve bütün gün uyu.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!

Sinonim

1. celebration: anniversary, carnival, banquet, carousal, ceremony, commemoration
2. banquet: spread, repast, barbecue
3. eat: stuff oneself
4. delight: gratify



© dictionarist.com