sanctioned Turki

pengucapan
[sanction] f. uygun görmek, onaylamak, izin vermek

Contoh kalimat

- Hundreds of millions of people starved in poorer countries. A high degree of prosperity survived when the developed world introduced sanctions.
- Daha fakir ülkelerdeki yüz milyonlarca insan açlık çekti. Gelişmiş dünya izin verdiğinden yüksek seviyedeki zenginlik yaşamaya devam etti.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
His father would never sanction his engagement to a girl who did not share the same religious beliefs as their family.
Babası onların ailesi gibi aynı dini inançları paylaşmayan bir kızla onun nişanını tasdik etmedi.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
I doubt if sanctions will work.
Yaptırımların işe yarayıp yaramayacağından şüpheliyim.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
It is improper to impose sanctions upon the union.
Sendika üzerine yaptırımlar uygulanması uygunsuz.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
Sanctions might work.
Yaptırımlar işe yarayabilir.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
The United States has officially ended economic sanctions against Burma.
Amerika Birleşik Devletlerinin Burmaya karşı ekonomik yaptırımları resmen sona erdi.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!
The US prepare new sanctions against Russia.
ABD, Rusya'ya karşı yeni yaptırımlara hazırlanıyor.
pengucapan pengucapan pengucapanu Report Error!



dictionary extension
© dictionarist.com